Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ile Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nin (BÜMED) ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Çağda Akademik Özgürlükler ve Bilgi Üretimi” buluşması, İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Akademisyenler, hukukçular, teknoloji uzmanları, öğrenciler ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte yapay zekâ çağında üniversitenin rolü ve akademik özgürlüklerin geleceği kapsamlı biçimde ele alındı.
“Düşünce Özgürlüğü Konusunda Fukara Bir Tarih”
Açılış konuşmasını yapan Ankara Üniversitesi’nden Murat Sevinç, Türkiye’de akademik özgürlüklerin tarihsel seyrine dikkat çekti. Sevinç, “Düşünce özgürlüğü konusunda hayli fukara bir tarihe sahibiz. Her dönemde hâkim ideolojiye muhalif olanlar türlü baskılar altında yaşamıştır” dedi.
1980 sonrası döneme ve YÖK’ün kuruluşuna işaret eden Sevinç, üniversitelerin neoliberal dönüşümle birlikte piyasa odaklı bir yapıya evrildiğini belirtti. “Dijital çağın akademide yaratacağı zorunlu değişimi anlayabilmek için öncelikle üniversiteyi tanımlamak gerekiyor. ‘Sona eren nedir?’ sorusu, ‘Üniversite nedir ve ne olmalıdır?’ sorusuyla doğrudan ilişkilidir” ifadelerini kullandı.
“Yapay Zekâ Bilimi Patlatacak”
Moderatörlüğünü Özyeğin Üniversitesi’nden Evren Balta’nın yaptığı panelde, Boğaziçi Üniversitesi’nden Cem Say, University College London’dan Gönenç Gürkaynak ve Utrecht Üniversitesi’nden Albert Ali Salah konuştu.
Cem Say, yapay zekânın bilimsel gelişmeyi hızlandıracağı görüşünü dile getirerek, “Yapay zekâ bilimi patlatacak, akademiyi çatlatacak” dedi. Bilimsel üretimin sayısal ölçütlere indirgenmesini eleştiren Say, “Konudan anlamayan yöneticiler sayılara bakarak bilimsel iyilik-kötülük ayrımı yapmaya çalıştı. Yapay zekâ, zaten kötüye giden bu standartlaşma gidişatını bozabilir” ifadelerini kullandı.
“Hız Baskısı Derin Düşünmenin Önünde Engel”
Gönenç Gürkaynak ise yapay zekânın beraberinde getirdiği hız baskısına dikkat çekti. “Yapay zekâ ile karşı karşıya olduğumuz imtihan hızın baskısı. Akademisyenlikte nefes alıp derin düşünce erdemdir. Hız baskısı derin düşünmenin önünde engel teşkil etmeye başlıyor” diye konuştu.
Yapay zekâ kullanımının intihal tartışmalarını da beraberinde getirdiğini belirten Gürkaynak, “Belki de nereden başladığından ziyade öğrencinin yarattığı katma değere odaklanmamız gerekecek” dedi. Ayrıca internet hızı ve donanım farklılıklarının eşitsizlikleri artırabileceğini vurguladı.
“Bilim İnsanı Atıf Sayısıyla Ölçülemez”
Albert Ali Salah ise akademik değerlendirmenin yalnızca sayısal ölçütlere indirgenmesinin üniversitenin toplumsal güvenilirliğini zedelediğini ifade etti. “Bir bilim insanının değeri kaç makale yazdığıyla, kaç atıf aldığıyla ölçülemez” dedi.
Toplumun güvenilir bilgiye duyduğu ihtiyacın arttığını belirten Salah, “Sağlıklı bir toplum için güçlü bir akademiye, sağlam ve bağımsız bir hukuk sistemine, özgür basına ihtiyaç var. Bunlardan biri tehlikedeyse bunun etkileri her tarafta hissedilir” ifadelerini kullandı.