Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Doç. Dr. Oğuz Doğan: Kültürel Diplomasi Yeni Bir İletişim Modeline Dönüşüyor

Doç. Dr. Oğuz Doğan, bu alanın günlük hayatta kurulan ilişkiler üzerinden güç kazandığına dikkat çekiyor. Bir öğrencinin üniversitede karşılaştığı yaklaşım, bir yabancının toplum içerisinde gördüğü ilgi veya farklı kültürlerden insanların aynı ortamda kurduğu arkadaşlıklar, ülkeler hakkında kalıcı düşünceler oluşturabiliyor.

EĞİTİM 17.08.2026 13:05 YENGİN KOÇ 74 okuma Okuma Süresi: 4 dk
Doç. Dr. Oğuz Doğan: Kültürel Diplomasi Yeni Bir İletişim Modeline Dönüşüyor
Paylaş:
N

Iğdır Üniversitesi Kültürel Diplomasi ve Diasporadan Sorumlu Rektör Danışmanı ve Türk Dünyası Öğrenci Değişim Programları Koordinatörü Doç. Dr. Oğuz Doğan, kültürler arası ilişkilerin geleceğine ilişkin değerlendirmeleriyle dikkat çekti.

Doğan’ın yaklaşımı, kültürel diplomasiyi klasik tanıtım anlayışının dışına taşıyor. Bu anlayışta merkezde etkinlikler değil, insanlar bulunuyor. Bir ülkenin kültürünü anlatması kadar, karşısındaki toplumun sesini duyması da önem taşıyor.

Diplomasinin görünmeyen tarafı: İnsan ilişkileri

Uluslararası ilişkiler çoğu zaman devletler, anlaşmalar ve resmi görüşmeler üzerinden değerlendirilse de kültürel diplomasinin daha farklı bir boyutu bulunuyor.

Doç. Dr. Oğuz Doğan, bu alanın günlük hayatta kurulan ilişkiler üzerinden güç kazandığına dikkat çekiyor. Bir öğrencinin üniversitede karşılaştığı yaklaşım, bir yabancının toplum içerisinde gördüğü ilgi veya farklı kültürlerden insanların aynı ortamda kurduğu arkadaşlıklar, ülkeler hakkında kalıcı düşünceler oluşturabiliyor.

Bu nedenle kültürel diplomasinin en güçlü araçlarından birinin insan deneyimi olduğu belirtiliyor.

Bir öğrenci, ülkesine yalnızca diploma götürmüyor

Doğan’ın özellikle üzerinde durduğu konulardan biri uluslararası öğrenciler.

Farklı ülkelerden Türkiye’ye gelen öğrenciler, eğitimlerinin ardından ülkelerine döndüklerinde yalnızca diplomalarıyla değil, Türkiye hakkında edindikleri kişisel deneyimlerle de ayrılıyor.

Üniversitede kurulan arkadaşlıklar, akademisyenlerle ilişkiler, şehir yaşamı ve sosyal çevre öğrencinin Türkiye algısını doğrudan etkiliyor.

Bu açıdan üniversiteler, yalnızca akademik eğitim veren kurumlar olmaktan çıkıyor. Aynı zamanda farklı toplumların birbirini tanıdığı alanlara dönüşüyor.

Türk dünyasında ortak geçmişi geleceğe taşımak

Türk dünyası ile ilişkilerde ortak tarih ve kültür önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor. Ancak Doç. Dr. Oğuz Doğan’a göre ortak geçmişin varlığı, bugünkü ilişkilerin kendiliğinden güçlü olduğu anlamına gelmiyor.

Yeni nesillerin birbirini tanıması gerekiyor.

Bu noktada öğrenci değişim programları önemli bir rol üstleniyor. Türkiye’den farklı ülkelere giden öğrenciler, gittikleri toplumları doğrudan tanıma fırsatı buluyor. Türkiye’ye gelen öğrenciler ise kendi ülkelerinde edindikleri Türkiye algısını gerçek deneyimlerle yeniden şekillendirebiliyor.

Başarıyı rakamlar değil, devam eden ilişkiler belirliyor

Öğrenci değişim programlarının başarısında yalnızca kontenjan ve katılımcı sayısının öne çıkarılmaması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Doğan’ın yaklaşımında daha önemli sorular bulunuyor.

Birlikte proje üretildi mi?

Ortak bir araştırma başladı mı?

Öğrenciler mezuniyet sonrasında görüşmeye devam ediyor mu?

Yeni iş birliklerinin temeli atıldı mı?

Bu soruların yanıtı olumluysa öğrenci hareketliliğinin gerçek bir diplomasi aracına dönüştüğü düşünülüyor.

Diaspora konusunda “dinlemek” öne çıkıyor

Doç. Dr. Oğuz Doğan, diaspora çalışmalarında da doğrudan insanları dinlemenin önemine dikkat çekiyor.

Farklı ülkelerde yaşayan Türk topluluklarının aynı ihtiyaçlara sahip olmadığı belirtilirken, özellikle kuşak farklılıklarının diaspora deneyimini değiştirdiği ifade ediliyor.

Bu nedenle tek bir model üzerinden bütün diaspora topluluklarına yaklaşmak yerine, her grubun kendi koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.

Türkiye ile bağların sürdürülmesi kadar diaspora bireylerinin yaşadıkları ülkelerde güçlü bir sosyal ve ekonomik hayat kurabilmeleri de önem taşıyor.

Iğdır neden farklı bir noktada?

Doç. Dr. Oğuz Doğan’ın çalışmalarında Iğdır’ın coğrafi konumu ayrı bir önem taşıyor.

Kentin Kafkasya ve Türk dünyasına yakınlığı, kültürel diplomasi açısından önemli bir avantaj oluşturuyor.

Sınırların iki tarafında yalnızca devletler bulunmuyor. Ortak hikâyeler, akrabalıklar, müzikler, yemekler ve göç geçmişleri de bulunuyor.

Bu durum Iğdır Üniversitesi için önemli bir akademik potansiyel ortaya çıkarıyor.

Ortak saha çalışmaları ve araştırmalarla Iğdır’ın farklı ülkelerden öğrencileri ve akademisyenleri buluşturan bir merkez haline gelmesi mümkün görülüyor.

Kültürün sadece görüntüsü değil, hikâyesi anlatılmalı

Halk bilimi alanında da çalışmalar yürüten Doğan, kültürel mirasın yalnızca gösteriler üzerinden aktarılmasına karşı daha kapsamlı bir yaklaşımı savunuyor.

Bir gelenek yalnızca sahnede gösterildiğinde, o geleneğin arkasındaki toplumsal hafıza görünmez hale gelebiliyor.

Nevruz veya âşıklık geleneği gibi kültürel değerlerin taşıdığı tarihsel anlamın da anlatılması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Bu yaklaşım, kültürün yalnızca izlenen bir gösteri değil, yaşayan bir hafıza olarak ele alınmasını gerektiriyor.

Sosyal medya diplomasinin dilini değiştirdi

Kültürel diplomasinin yeni dönemde dijital platformlardan bağımsız düşünülemeyeceği de belirtiliyor.

Bugün bir öğrencinin telefonuyla çektiği kısa bir video, farklı ülkelerde binlerce kişiye ulaşabiliyor.

Üstelik bu içeriklerin etkisi, çoğu zaman kurumsal tanıtımlardan farklı oluyor. Çünkü izleyici gerçek bir insanın gerçek deneyimini görüyor.

Doğan’a göre burada önemli olan, kişilere ne söyleyeceklerini dikte etmek değil. Onlara kültürü ve toplumu deneyimleyebilecekleri ortamı sağlamak.

Kültürel diplomaside yeni ölçü

Doç. Dr. Oğuz Doğan’ın değerlendirmeleri, kültürel diplomaside başarı kriterlerinin yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret ediyor.

Bir programın kaç kişi tarafından takip edildiği kadar, sonrasında kaç ilişkinin devam ettiği de önem taşıyor.

Bir etkinlik sonrasında başlayan akademik çalışma, devam eden öğrenci arkadaşlığı veya kurulan yeni kurumlar arası bağlantı, kısa süreli bir organizasyondan çok daha kalıcı bir sonuç ortaya çıkarıyor.

Yeni dönemin anahtarı: Güven

Doç. Dr. Oğuz Doğan’ın kültürel diplomasi anlayışının merkezinde tek bir kavram öne çıkıyor: güven.

Kültürler arasında gerçek bir iletişim kurulabilmesi için önce insanların birbirini tanıması, dinlemesi ve anlaması gerekiyor.

Bu nedenle kültürel diplomasi yalnızca ülkelerin kendilerini dünyaya anlatma yöntemi değil; toplumların birbirleriyle uzun süreli ilişkiler kurmasını sağlayan bir iletişim alanı olarak öne çıkıyor.

Doğan’ın ortaya koyduğu perspektif, özellikle Türk dünyası, diaspora ve üniversiteler arasındaki ilişkilerde insan odaklı çalışmaların önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanabileceğine işaret ediyor.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
YENİ Parti’de Çerçeve Yasa Tartışması: Genel Kurulda Nasıl Bir Tutum Alınacak?
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
YENİ Parti’de Çerçeve Yasa Tartışması: Genel Kurulda Nasıl Bir Tutum Alınacak?