Portekiz'in doğusunda, İspanya sınırı yakınlarındaki Castelo Branco bölgesine bağlı Monsanto köyü, yüzlerce tonluk dev granit kayaların dönüştürülmeden mimariye dahil edildiği yerleşim modeliyle varlığını sürdürüyor.
Deniz seviyesinden yüzlerce metre yüksekteki bir tepenin yamacında konumlanan köyde, doğal kaya oluşumları kentsel yapının ana taşıyıcısı durumunda bulunuyor. Bölge sakinleri, geçmiş yüzyıllardan bu yana kayaları kırmak veya taşımak yerine; konutların duvarlarını, zeminlerini ve çatılarını bu dev blokların altına, üstüne ya da iki kaya arasına entegre ederek inşa etti. Köyün dar sokakları ve geçitleri de doğrudan bu jeolojik formasyonun etrafında şekillendi.
Tarihsel kayıtlar, Monsanto Tepesi'ndeki insan yerleşiminin Lusitanlar, Romalılar, Vizigotlar ve Araplar dönemine kadar uzandığını gösteriyor. Stratejik konumu nedeniyle askeri açıdan önemli bir gözetleme noktası olan bölge, 12. yüzyılda Portekiz Kralı I. Afonso Henriques tarafından fethedildi. Kral, sınır savunmasını güçlendirmek amacıyla yerleşimi Tapınak Şövalyeleri’ne devretti. Bu süreçte inşa edilen Monsanto Kalesi, uzun yıllar boyunca sınır güvenliğinde kilit rol oynadı.
Monsanto, 1938 yılında dönemin Portekiz hükümeti tarafından düzenlenen ulusal bir yarışmada "Portekiz'in En Tipik Köyü" (A Aldeia Mais Portuguesa de Portugal) unvanını kazandı. Bu başarının simgesi olarak köye verilen "Gümüş Horoz" (Galo de Prata) ödülünün bir replikası, yerleşimdeki tarihi Lucano Saat Kulesi'nin tepesinde sergilenmeye devam ediyor. Unvanın ardından uygulanan koruma statüleri, köyün mimari yapısının günümüze kadar bozulmadan ulaşmasını sağladı.