ABD’de yürütülen bir araştırma, insan beyninin karar alma mekanizmasına ilişkin geleneksel yaklaşımları yeniden tartışmaya açtı. Indiana Üniversitesi Psikoloji ve Beyin Bilimleri Bölümü’nden Prof. Dr. Tom James, beynin “önce algıla, sonra düşünerek karar ver, ardından harekete geç” şeklinde doğrusal bir sistem üzerinden çalışmadığını savundu.
Beyinde bağımsız bir “karar merkezi” bulunmuyor olabilir
Araştırmada, beynin duyusal ve motor süreçlerinin nörolojik açıdan somut karşılıkları bulunmasına karşın, bu iki süreç arasında yer alan ve yalnızca “karar verme” görevini üstlenen bağımsız bir merkezin bulunmadığı görüşü öne çıkarıldı.
Prof. Dr. Tom James’a göre insan davranışlarını yalnızca beynin içerisinde alınan kararların sonucu olarak değerlendirmek, beynin çalışma biçimini açıklamak için yetersiz kalabilir.
James, davranışların beyin, vücut ve çevre arasındaki sürekli etkileşim sonucunda ortaya çıkabileceğini belirtti.
“Beynin içinde tek bir karar merkezi yok”
Günlük yaşamda insanların davranışlarını çoğunlukla arzu, inanç ve niyetleri doğrultusunda alınan kararların sonucu olarak değerlendirdiğini belirten James, bu yaklaşımın pratik açıdan kullanışlı olduğunu ancak nörolojik açıdan daha karmaşık bir tablo bulunduğunu ifade etti.
James, görüşünü şu sözlerle açıkladı:
“Karar vermek günlük yaşamı ve davranışları açıklamak için kullanışlı bir kavram olsa da beynin içinde bu süreci yöneten tek bir karar merkezi bulunmamaktadır.”
Bu yaklaşım, beynin içerisinde bütün davranışları yöneten tek bir “komuta merkezi” bulunduğu fikrinin sorgulanmasını beraberinde getiriyor.
Basit robot örneği dikkat çekti
James, teorisini açıklamak için basit robot sistemlerini örnek gösterdi.
Çevresini algılayabilen ve buna göre hareket edebilen basit bir robotun, örneğin bir duvarı takip ederken dışarıdan gözlemleyen kişiye bilinçli şekilde karar veriyormuş gibi görünebileceğini belirten James, robotun içerisinde bu davranışı yöneten bağımsız bir karar mekanizmasının bulunmasının şart olmadığını ifade etti.
James’e göre robot yalnızca çevresinden gelen bilgileri algılıyor ve motor sistemini buna göre yönlendiriyor. Buna rağmen ortaya çıkan davranış, dışarıdan bakıldığında bir kararın sonucu gibi değerlendirilebiliyor.
Araştırmacı, insan davranışlarının da benzer biçimde merkezi bir denetleyiciye ihtiyaç duymadan, duyusal ve motor sistemlerin birbirleriyle ve çevreyle etkileşimi sonucunda ortaya çıkabileceğini savunuyor.
Beyin araştırmalarında yeni bir bakış açısı
Ortaya atılan yaklaşım, bilişsel sinir bilim açısından önemli bir tartışmayı gündeme getiriyor. Buna göre gelecekte beynin çalışma mekanizmasını anlamaya yönelik araştırmaların yalnızca zihinsel süreçlere ve beyindeki belirli bölgelere odaklanmak yerine, bedenin ve çevrenin davranış üzerindeki etkisini de daha fazla dikkate alması gerekiyor.
Uzmanların değerlendirmesine göre insan davranışını açıklamak için beynin içerisinde tüm kararları yöneten tek bir “merkezi denetleyici” aramak yerine, birbirleriyle sürekli etkileşim halinde bulunan sistemlerin birlikte incelenmesi daha kapsamlı bir yaklaşım sunabilir.
Bu teori, insanın nasıl düşündüğü, karar verdiği ve harekete geçtiği konusundaki klasik “algıla-düşün-karar ver-harekete geç” modelinin yeniden değerlendirilmesine kapı aralıyor.
Etiketler: Beyin, karar verme, insan beyni, nörobilim, bilişsel sinir bilimi, Indiana Üniversitesi, Tom James, beyin araştırması, insan davranışları, bilim, psikoloji